Osmancık’dan Üç Çuval Dolusu Para ile Kaçarken Yakalandılar « EVRİM GAZETESİ

SON DAKİKA

Din görevlileri yemekte buluştu

EĞİTİM, Genel, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT

Osmancık’dan Üç Çuval Dolusu Para ile Kaçarken Yakalandılar

Bir okul sezonu daha açıldı. Üç aydır müşteri bekleyen kırtasiye, giyim firmaları, ayakkabıcı esnafı, gene bekledikleri ile kaldılar

Bu haber 23 Eylül 2022 - 9:51 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bir okul sezonu daha açıldı. Üç aydır müşteri bekleyen kırtasiye, giyim firmaları, ayakkabıcı esnafı, gene bekledikleri ile kaldılar. Dün balık oltası sattığı reyonları boşaltan zincir küresel marketler, yerine kırtasiye, ayakkabı, giyim gibi günün potansiyel mallarını koyarak, çuvallar dolusu parayı, sadece ödediği iki üç personel ücretinin haricinde, Osmancık ekonomisine hiçbir yarar sağlamadan, çuvallara doldurup götürdüler. Devletimize hayırlı olsun.

Şimdi biz eğitim camiasının içinde olduğumuz için, tabi ki bu konularla ilgileniyoruz. Her şeye gücü yeten hükümetin, bu konuya gücünün yetmemesini anlamak mümkün değil. Görüştüğümüz herkes, bu serzenişleri haklı bulurken, icraat yapacak bu kişilerden hiç ses soluk çıkmaması üzücü.

Bakın, bu durum çözülmez ise gittikçe o küçük esnaf dediğimiz, fakat total baz da milyonları ilgilendiren bu durum siyasi partilerin başına bela olacaktır. Bunlar kapatılsın demiyoruz. Bunlar disiplin edilsin diyoruz. Tavuğun yanında televizyon satmasın. Televizyon satacaksa bu tip elektronik mağazalar var, onlar gibi açsın ve satsın.

Spectrum diye bir firma, sadece kitap, kırtasiye ve oyuncak üzerine mağazalar açtı, fakat yapamadı. Günümüzde maliyetler ağır, en az elektrik faturası gelen esnafın harcaması 1000 Tl. den başlıyor. Eleman ücretleri, sigortası, yemeği derken, bir kişi çalıştıracak gücü bile kalmadı.

Şuna inanıyorum ki, bu durum devam ederse, bu şehrin yüzlerce esnafı, buna sebep olanlara küsecektir. Burada bir haksızlık olduğunu herkes söylüyor ama birileri üç maymunu oynamaya devam ediyor.

ÖĞRETMENLERİN MARKA MERAKI

Değerli dostlar, bazı öğretmenler, marka bildirerek, bu boya kalemini alacaksınız, yok şu sözlüğü istiyorum gibi taleplerde bulunmaya başladıklarını duyuyoruz. Bu her ne kadar Osmancık’ta duyulmamış olsa da, duyulmayacağı anlamına gelmez. Örneğin Sakarya İlinde bir öğretmen ‘’Ben sadece BİC ürünlerini kabul ederim…’’ Diye velileri zorladığı görülmüştür. Ya da Bozüyük ilçesinde bir öğretmen ‘’Ben sadece şu sözlüğü istiyorum…’’ diye velileri tırıp tırıp bu sözlüğü arama itmektedir.

Şimdi, Türkçe sözlük için Türk Dil Kurumu onaylı herhangi bir sözlük yeterlidir. İsim belirtemez, veliler bu sözlük diye mesaj atamaz. İkinci konu Türkiye’de kırtasiye malzemesinin standart ve sağlığa zararlı olmadığını ifade eden belge EN71 adlı belgedir. Bu belgeye sahip her firmanın ürününü, öğretmen kabul etmek zorundadır. Eğer kabul etmem, ben illa bu malı istiyorum derse, o öğretmen hakkında iyi şeyler düşünmem.

YARDIMCI KİTAPLAR

Yardımcı kitap konusu, yıllardır, Milli Eğitimimizin kanayan yarasıdır. Dağıtılan ders kitapları yeterli gelmediğinden, öğretmenler yardımcı kitaplara yöneliyorlardı ve çok haklıydılar. Hükümetimiz de bu durumu görerek, yardımcı kitapları da dağıtmaya başladı. Sağ olsun…

Ama bu seferde bazı uyanıklar ve onların sigortasız elemanları, bu seferde ‘’Kitap ile defter birlikte işlenecek, siz gidin ondan alın, yoksa koca kitabı yazmak zorunda kalırsınız…’’ Demeye başladılar.

Babamın bir söz vardı: ‘’Oğlum bizim dana evin yolunu bulacak da, bu bizim mahallenin P*Ç olmasa…’’ Derdi.

ÇOCUĞUM ÜNİVERSİTE DE OKUMALI MI?

Belki biraz erken olsa da, yine bu sorular gelmeye başladı. Her aile, çocuğunu en üst mevkilerde görmek ister. İster ancak, dışarıdaki işsizler ordusunu görünce, ‘’Ne yapacağız?’’ sorusunu da sormadan edemiyorlar.

Aslında sorun, ailelerin plansız olarak çocuklarını bir üniversiteye göndermek istemelerinden kaynaklanmaktadır. ‘’Ben okuyamadın o okusun…’’ Abi okusun da senin çocuk da o kapasite yok ki. Senin çocuk araba hastası ve sanayide motor ustası olsun. ‘’Nasıl yani, ben şimdi, benim oğlan sanayi de çırak mı diyeyim?’’ De ya korkma! Benim çocuk sanayi de çırak de, o çocuk iyi bir usta olursa, evini de, arabasını da alır; düğününü de kendi yapar. Senin oğlan bugün makine mühendisi olursa, ancak o da bulabilirse bir fabrikada asgari ücretle çalışır.

Benim iki oğlu var. Birinin adı Ege Alp; çocuk dört yıllık okulu bıraktı, İngilizce eğitim veren Piri Reis Üniversitesi’nde iki yıllık Gemi İnşa programında okudu. Şimdi ne mi yapıyor? Dün teslim töreni yapılan, Türkiye’nin en büyük gemisi olan Anadolu Gemisi’nin elektrik panosunu takıyordu.

Rahmi Akbaşrahmi.akbas@bilecik.edu.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.