Kafkas Soykırımı ve Çerkezler « EVRİM GAZETESİ

SON DAKİKA

Din görevlileri yemekte buluştu

EĞİTİM, Genel, GÜNDEM, KÜLTÜR SANAT

Kafkas Soykırımı ve Çerkezler

Zulüm, zulüm zulüm… Dünya tarihi oluşmaya başladığında bu yana, insanlar, klanlar, ırklar sürekli güçlü olan

Bu haber 30 Mayıs 2022 - 10:24 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Zulüm, zulüm zulüm… Dünya tarihi oluşmaya başladığında bu yana, insanlar, klanlar, ırklar sürekli güçlü olan, silahı elinde bulunduranlar ve son yüzyılda paraya hâkim olanlar tarafından zulme uğramaktadırlar. Öyle bir uğramak ki, ne çocuk, ne kadın ne yaşlı dinlemeden tecavüz, idam ve her türlü işkence ile bu insanların yaşam hakları ellerinden alınmış ve alınmaktadır.

Anadolu, yüzyıllardır, bu zulümlerden kaçan toplulukların anayurdu olmuştur. Türk ve Müslüman hakların yanında, Hristiyan ve değişik ırktan komutanlar hatta krallar dahi bu topraklara sığınarak, mücadelelerini buradan sürdürmüşler. Canlarını kurtarmışlardır.

Bu halklardan biri de Çerkezlerdir. Çerkez kelimesi birçok Kafkas halkının orta adıdır. Kuzey Kafkasya’nın çok dilli özelliğine rağmen, ortak tarihsel, sosyal, kültürel ve jeopolitik menfaat birliğinin yol açtığı bir üst kimliği taşıyan Çerkezler, Kuzey Kafkasya’nın kadim halklarıdır.  Kafkasya’dan Anadolu’ya göçler başladığında, Anadolu insanı topluca gelen bu insanlara geniş anlamıyla “Çerkes” tabirini kullanmıştır.

İlk Osmanlı – Çerkez ilişkisine baktığımızda, Osmanlı Kafkaslara ulaştığında, bu kadim halkların yapısını görerek hiçbir zaman müdahaleci olmamış, kendi otonom yönetimlerine destek çıkmışlardı. Çerkez Beyi Hacımukov bu konuda şu şekilde yazmıştı:

‘’… Türkler burada Osmanlı düzeni kuramadılar, örneğin Ahıska’daki gibi vergi ve askeri sistem uygulayamadılar. Çerkesler, Osmanlı Sultan’ını kendi manevi önderleri gibi gördüler, fakat onun sivil idari egemenliğini tanımadılar ve iç işlerine karışmasına da izin vermediler. Çerkesler hür ve bağımsız halktı.’’

Doğrudur; Osmanlı’nın da, bölgeye geldiğinde, kendilerine en yakın ırk olan bu toplulukların bağımsız kalmasına müsaade ettiler. Çünkü bizler yani Anadolu çocukları, Çerkezleri kendimizden, bugün olduğu gibi dün de ayrı görmüyorduk. Onlara yapılan zulümleri, kendimize yapılmış kabul ediyor; mutlulukları mutluluğumuz, acıları acımız olarak değerlendiriyoruz.

Emperyalist yapının ilk belirtisi İngiltere’de görülmüş, İngiltere de, ırksal İngiliz hâkimiyetini kaybederek, iktidarı kullanma yetkisini Rothschild ailesine kaptıran kraliyet, onların emir ve direktifleri doğrultusunda, bugünde olduğu gibi hareket etmeye başlamışlardır. Kısa sürede yayılan bu emperyalist olguya Rus Çarlığı da katılmış, Kafkas bölgesine akmaya başlamışlardır. Rusların emperyalist yayılmacı politikasının Kafkasya’ya dayanması yüzünden Çerkezler, uzunca yıllar Rus Çarlığına karşı özgürlük mücadelesi vermişlerdir. Bu mücadele sürecinde Ruslar, Çerkezlere çok kötü davranmış ve Kafkasya’da etnik temizliğe varan savaş metotları uygulamışlardır. Bu baskı karşısında daha fazla direnemeyen Kafkas ulusları, özellikle de Şeyh Şamil’in var olma mücadelesini kaybetmesi üzerine, tarihin en büyük sürgünleri ile karşı karşıya kalmışlardır.

Sonuç olarak, Çerkezler, 21 Mayıs 1864’te özgürlük savaşlarını kaybetmişler ve nüfuslarının önemli bir kısmı jenosit kurbanı olmuştur. Geri kalan nüfus ise, Kafkasya dışına, özellikler Osmanlı topraklarına sürülmüşlerdir.

19 ve 20. yüzyıl, Balkanların, Anadolu’nun ve Kafkasya’nın tüm halkları için bir dehşet dönemi olmuştu. Bu bölgelerdeki bütün topluluklar, savaşın, açlığın ve savaş zamanında patlak veren dizanteri, tifüs gibi hastalıkların, ayrıca savaşı kaybeden taraf için kendini gösteren, yurdunu bırakıp göçme zorunluluğunun dehşetlerinden nasibini almıştır. Çerkezler, belli bir dönemden sonra bu süreci en ağır koşullarda yaşayan ilk halklardan biri olmuştur.

Anadolu’ya gelen Çerkezler, hiçbir zaman bu topraklara ihanet etmediler. İçteki devşirmeler,  dıştaki güçlerin oyunlarına gelmediler. Milli Mücadele’de en ön safta yer aldılar. Yiğitlikleri ile Anadolu çocukları toplanana kadar, Yunan’a geçit vermediler. Biz ise kahraman Çerkes Ethem’i hain ilan ettik. Bugün gerçekte kimin hain olduğu ortaya çıktıkça, Anadolu gençleri arasında Ethem’e duyulan sevgide artmaktadır. Çerkez Ethem, hiçbir zaman Türk askeri ile savaşmamış, arkasından çevrilen entrikaları görünce, çetelerini serbest bırakmış ve kendisi canını kurtarma derdine düşmüştür.

Rus Çarlığının diğer ırklara olduğu gibi, Çerkezlere de yapılan soykırımı kınıyor; bu kıyımları unutanlarında, akıllarının başlarına gelmesini temenni ediyoruz.

Not. Bu konuda güzel bir çalışma yapan Doç. Dr. Cahit Aslan’a da Çok teşekkür ederiz.

Rahmi Akbaşrahmi.akbas@bilecik.edu.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.